Tehdit ve Şantaj karşısında ne yapmak gerekir?

Tehdit ve Şantaj karşısında ne yapmak gerekir?

Bir anda gelen bir mesaj, arka arkaya çalan telefon, “Bunu yapmazsan…” diye başlayan cümleler… Tehdit ve şantajın en zor tarafı, insanı hızla paniğe sürüklemesi. Panik ise yanlış adımlar attırır: aceleyle cevap vermek, para göndermek, “yeter ki bitsin” diye boyun eğmek, delilleri silmek… O yüzden ilk hedef “olayı çözmek” değil, kontrolü geri almak olmalı.

Önce güvenliğini düşün. Tehdit “hemen şimdi” bir fiziksel zarar ihtimali taşıyorsa bulunduğun yerden uzaklaşmak, kalabalığa çıkmak, güvendiğin birinin yanına geçmek ve 112’yi aramak en doğru başlangıçtır. Türkiye’de acil durum numaraları tek çatı altında 112’de toplandığı için, acil risk gördüğünde tek numara üzerinden yardım isteyebilirsin.

Güvenlik kısmı kontrol altına alındıktan sonra, ikinci kritik konu delil. Şantajcılar çoğu zaman “Yazışmaları sil, kimseye söyleme, yoksa…” diye baskı kurar. Tam da bu yüzden silmemek gerekir. Mesajlar, arama kayıtları, e-postalar, sosyal medya DM’leri, ekran görüntüleri, kullanıcı adları, profil linkleri, para talebinin yapıldığı hesap/IBAN bilgileri, istenen şeyin ne olduğu ve tarih-saat bilgisi… Bunların hepsi birer parçadır. Delili “arttırmak” için karşı tarafa uzun uzun yazıp tartışmaya girmek şart değil; hatta çoğu durumda tartışma, karşı tarafa daha çok malzeme verir. En doğrusu, mevcut iletişimi olduğu gibi saklamak, mümkünse güvenli bir yere yedeklemek ve telaşla yapılan “düzeltme” hamlelerinden kaçınmaktır.

Bu noktada sık yapılan bir hata da “bir kez ödersem biter” düşüncesi. Şantajın mantığı çoğu zaman tek seferlik değildir; ödeme ya da taviz verildiğinde, çoğu şantajcı bu durumu “işe yarıyor” diye okur ve talepler büyür. Yani boyun eğmek, problemi bitirmek yerine kalıcılaştırabilir. Elbette her olayın riski farklıdır; ama genel olarak hedef, şantajcının kontrol alanını genişletmesine izin vermemektir.

Sonra işin resmî tarafı gelir. Tehdit ve şantaj, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenir; tehdit TCK 106, şantaj TCK 107 maddelerinde yer alır.

Bu, “Ben uğraşmayayım” diye içine atılacak bir konu değil. Elindeki delillerle birlikte kolluk birimlerine veya savcılığa başvurmak, hem olayın ciddiyetini resmîleştirir hem de sürecin kayıt altına alınmasını sağlar. Özellikle dijital şantaj vakalarında “kimliği belirsiz” gibi görünen kişiler bile, doğru süreç işletildiğinde iz bırakabilir; bu yüzden “nasıl olsa bulunmaz” düşüncesi mağdurun omzuna gereksiz yük bindirir.

Şantaj dijital kanallardan yürüyorsa, resmî başvurunun yanında platform içi bildirim de işe yarayabilir. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve e-posta servisleri; tehdit, şantaj, taciz ve izinsiz paylaşım gibi durumlarda hesapları raporlama ve içerikleri kaldırma mekanizmalarına sahiptir. Bu adım, “hukuki süreç yerine geçsin” diye değil, zararı büyütmemek için atılır. Özellikle hesap ele geçirme, şifre sızdırma, sahte hesap açma gibi ihtimaller varsa, aynı gün içinde şifreleri değiştirmek, iki adımlı doğrulamayı açmak ve giriş yapılan cihazları kontrol etmek de önemlidir. Çünkü bazen şantajın kaynağı, tek bir mesaj değil, ele geçirilmiş bir hesaptır.

Eğer şantaj “özel görüntü/özel bilgi yayarım” tehdidiyle yapılıyorsa, insanın ilk refleksi utançla içine kapanmak olabiliyor. Ama şunu bilmek gerek: Utanç, şantajcının yakıtıdır; yalnızlık ise alanını genişletir. Güvendiğin bir kişiye anlatmak, yalnızca psikolojik destek değildir; aynı zamanda “ben tek değilim” çizgisini çeker. Bu tür vakalarda “kendim hallederim” diye tek başına mücadele etmek yerine, yakın birinden destek almak ve resmî başvuru kanallarını kullanmak genelde daha hızlı sonuç verir.

Bütün bunların içinde en zor olan şey sakin kalmak. Çünkü tehdit ve şantaj, insanın zihninde aynı cümleyi döndürür: “Ya gerçekten yaparsa?” Bu ihtimali ciddiye almak doğru; ama bunun çözümü panikle taviz vermek değil, güvenlik + delil + resmî süreç üçlüsünü işletmektir. Bugün attığın sağlam bir adım, yarın “keşke en başta…” dedirtmez.

Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın detaylarına göre bir avukattan hukuki destek almak en güvenlisidir. Ancak acil bir risk varsa hiç düşünmeden 112 üzerinden yardım istemek gerekir.

Bir yanıt yazın