Çocuğumun saçında bit var.
Bir gün telefon çalıyor. Ekranda okul numarası. Açıyorsunuz; müdürün sesi:
“Sayın velimiz… Çocuğunuzun saçında bit tespit ettik. Acele okula gelebilir misiniz?”
O an kalbiniz hızlanıyor. “Nasıl yani?” diyorsunuz. Bir yandan telaş, bir yandan mahcubiyet… Hatta içinizden şu cümleler geçiyor:
“Biz temiziz… Nereden geldi? Evden mi oldu? Okuldan mı bulaştı? Herkes duyacak mı?”
Hemen şunu söyleyerek başlayalım: Bit, temizlikle ilgili bir “ayıp” değil. Çocuklar okulda oyun oynar, baş başa gelir, aynı koltuğa yaslanır, saç tokası, bere, kulaklık gibi şeyler el değiştirir… Bitin en sevdiği yol da budur: yakın temas. Yani bu, bir “ihmal” hikâyesi değil; okul çağında oldukça sık görülen bir durum.
Şimdi sahneye geri dönelim. Okula gidiyorsunuz. Çocuğunuzu alıp eve geliyorsunuz. Evin kapısından içeri girer girmez yapılacak ilk şey şu: Paniği yönetmek. Çünkü panik, yanlış adım attırır. Aceleyle saçını kazıtmak, rastgele bir şey sürmek, evi ilaçlara boğmak… Bunlar hem gereksiz hem de çocuğu yoran işler.
Sakin bir nefes… Sonra kontrol.
Çocuğunuzu iyi bir ışığın altına alın. Özellikle kulak arkaları ve ense. Bit en çok oralara tutunur. Saç tellerine yapışmış küçücük beyaz noktalar görebilirsiniz; her beyaz şey sirke olmayabilir ama şüphe varsa “varsayalım ki var” deyip doğru yola girmek en güvenlisidir.
Bu noktada bir şey daha: Çocuğunuza yaklaşım.
“Nasıl oldu bu?” diye sorgulamak yerine, “Tamam, bu çözülebilen bir şey. Birazdan halledeceğiz.” demek… Çünkü çocuk, sizin ses tonunuzdan “tehlike var” mı “rutin bir durum” mu anlar. Bizim hedefimiz hem sorunu çözmek hem de çocuğun kendini kötü hissetmesini engellemek.
Gelelim “Ne yapacağız?” kısmına…
O günün akşamında iki şey birlikte yürür: doğru ürün ve doğru tarama.
Doğru ürün derken şunu kastediyorum: Eczaneden rastgele bir şey almak değil; çocuğun yaşına ve durumuna uygun olanı eczacıya ya da doktorunuza danışarak seçmek. Bit için kullanılan şampuan/losyonlar vardır; bunlar doğru uygulanınca işe yarar. Ama yanlış uygulanırsa bit kalır, siz de “hiç işe yaramadı” sanırsınız. O yüzden uygulama süresi, miktarı, durulama şekli… ne yazıyorsa öyle yapılır.
Ve tarama… Tarama çoğu kişinin hafife aldığı ama aslında en kritik kısımdır. Islak saçta, ince dişli bit tarağıyla dipten uca, sabırla… Bu tarama bir “bir kere yaptık bitti” işi değildir; birkaç gün arayla tekrarlanır. Çünkü amaç sadece görüneni almak değil, gözden kaçanı da yakalamaktır. Saç uzun ve gürse iş uzar ama bu, tedavinin bel kemiğidir.
Şimdi şu soruyu duyar gibiyim:
“Peki ev? Her şeyi atacak mıyım? Evi baştan aşağı temizleyecek miyim?”
Hayır. Bu noktada da panik değil, hedefli hareket.
Çocuğun son 1-2 gün içinde kullandığı yastık kılıfı, çarşaf, havlu, bere, sweatshirt gibi eşyaları yıkayıp kurutmak genelde yeterlidir. Tarak ve fırçayı temizlersiniz. Yıkanamayacak şeyleri kısa süreli ayrı bir poşete kaldırabilirsiniz. Ama evi spreylerle ilaçlamak, koltukları “dumanlamak” gibi yöntemler hem gereksiz hem de ev halkını kimyasala maruz bırakır. Bu bir “ev istilası” değil; başta yaşayan bir problemdir.
Bir başka kritik nokta da şu: Evde temas edenleri kontrol etmek.
Kardeş, yakın temas eden ebeveyn… Herkesi aynı gün hızlıca kontrol edersiniz. Eğer onlarda da varsa, döngü kırılmadan tekrar tekrar döner. Bu yüzden “tek kişiyi tedavi etmek” bazen yetmez; aile içi kontrol şarttır.
Peki ertesi gün okul?
Burada en sağlıklı yaklaşım şudur: Çocuğun damgalanmaması için okul ile iletişimi sakin yürütmek, “Tedaviye başladık, taramayı da sürdürüyoruz.” demek. Çünkü amaç çocuğu günlerce evde tutup eğitimden koparmak değil; tedaviyi başlatıp süreci kontrol altında tutmaktır.
Ve en önemli cümle:
Bit tedavisi bazen “ilk gün bitti” gibi görünmez. Özellikle sirkeler saçta bir süre kalabilir. Bu hemen “başarısız oldu” demek değildir. Siz düzenli taramayı sürdürür, gerekiyorsa ürünün önerdiği tekrar uygulamasını zamanında yaparsanız, bu iş kontrol altına girer.
Okuldan “bit var” telefonu geldiğinde mesele sizin ebeveynliğinizin notu değil; sadece çözülebilen bir durumun haberi. Utançla saklamak yerine, sakin bir planla ilerlemek hem çocuğunuzu korur hem de çevreye yayılımı azaltır.
